Kategori:

Sanat Sinema ve Edebiyat

    Prof. Dr. Pınar Aydın O’DWYER

    Tartışma, ötekinin fikrine saygı duymak ve ötekinin de kendi fikrine saygı duyacağına güvenmek demektir. Diğer bir deyişle karşısındakine saygı ve kendine güven bilimselliğin ilk adımıdır. Bu açından bilimsel makaleler uzmanların en doğruya ulaşmak için birbiriyle yazı mecrasında tartışmasıdır, denilebilir.

    İlk bilimsel makalenin tam olarak ne zaman yayınlandığını söylemek zordur. İnternet kaynakları 17’inci yüzyılı bilimsel yayınların başlangıcı olarak belirmektelerse de “tartışmanın” tarihi mutlaka çok daha eskilere dayanmaktadır. 

    Tartışma kültürü belki de ozanların-âşıkların atışması ile başlamış, sonra bilim dünyasına sirayet etmiştir. Zaten sanat insanlara ilham vermek, yaşamı daha derinden algılamalarını sağlamak içindir. Bu nedenle de sanat, bilim dünyasına da birçok kez ilham vermiştir. Bu açıdan Orta Çağın ilk dönemlerinde şehir şehir dolaşıp çiçeklerden polen toplayan arılar misali insan öykülerini toplayıp başka yörelerdeki insanlara anlatan gezici ozan-trubadurlar ilk insan gözlemcileri, ilk veri toplayıcılardır denilebilir.

    R. Wagner’in Tannhäuser (Libretto: R. Wagner, 1845) adlı operasında ozanlar şiirleriyle atışırlar (1, 2). Ozan Tannhäuser dünyevi, diğer meslektaşları uhrevi aşka güzellemeler düzer ve yarışırlar. Özellikle opera sanatı alanında kendisini neredeyse bir ilah addeden Wagner, Nürnberg’in Usta Şarkıcıları (Libretto: R. Wagner, 1868) adlı bir başka operasında da bir şehrin farklı meslek loncalarına mensup şarkıcılarının yarışmasını anlatır ki bu da bir tür bilimsel kongre sözel sunum oturumunun öncülüdür (2). 

    Demek ki örneğin biz hekimlerin “Bekleme odasında klasik müzik çalmamalı mıyız?” sorusuna yanıt ararken kimimizin aklına Wagner çalmak fikrinin gelmesi çok da mantıksız sayılmaz. Wagner sadece müziği ile Almanların politik tercihlerini etkilemekle kalmamış, bilim dünyasının tartışma-atışma geleneğinin de ilk tohumlarının atılmasını sağlamıştır. Öte yandan olumsuz bir etki olarak Wagner’in eserlerini icra eden nefesli saz çalgıcılarının göz tansiyonlarının yükselmesine yol açtığı bilinmektedir (3). Bu çalışmaya dayanarak, doktor bekleme odasında sadece müziğini dinlemek bile hastaların göz tansiyonlarına etki ediyor olabilir ki bu da teşhisi yanıltıcı bir unsur olabilir.

    O halde ne yapılmalı? “Çözüm Müzak” mıdır? Asansör müziği olarak da tanımlanan Müzak aslında 1920’lerden beri mağazalarda, fabrikalarda kullanılan bir tür fon müziği (4). Müzik ve Kodak kelimelerinin birleşiminden oluşan `Müzak` adının isim hakkı 1950’lerde alınmış, bu çeşit müzikleri üreten bir de holding kurulmuş. Müzak tarzı müziğin özelliği başı ve sonunun olmayışı, içinde kesinlikle insan sesi barındırmayışı ve melodinin herkesçe bilinen veya bilinenlere benzer oluşudur. İşyerleri, restoranlar, kafeler, ulaşım araçları vb. gibi bulunduğumuz birçok ortamda farkına varmadan bize sunulan ya da saldırgan şekilde dayatılan bu müziğin insanları alış verişe teşvik ettiği veya fabrikalarda verimi arttırdığı düşünülüyor. Oysa belki hareketli bir “can-can” çalınsa bu amaçlara daha kolay ulaşılabilir. Müzak kimi zaman da telefonda bekleme müziği olarak bizleri sakinleştiren ya da aksine sinirlendiren bir ses demetidir.

    Dünyaca ünlü piyanist ve orkestra şefi Daniel Barenboim müzaka savaş açmış durumda (4). Barenboim, kişinin müziği kendi özgür iradesiyle seçip dinleyebilmesi ve istemi dışında hiçbir müziğe maruz kalmaması gerektiği görüşünde. Ona göre müzak bir tür beyin yıkama ya da güdüleme etkisi olabilen bir araç, hatta bir silah. “O kadar ki” diye ekliyor Barenboim, “insanlar bilinçsiz olarak etkilenmemek için müzakı duymazdan gelmeye çalışıyorlar, bunu başarabilmek için de kendilerini baskı altında tutmaya alışıyorlar”. Barenboim’den farklı görüşte olanlar da var tabii.  Bu tartışmaların odağında yatan tek bir soru aslında: Müzik ne işe yarar? 

    Bu bilgiler ışığında sizce doktor bekleme salonu ve muayene odasında, hatta ameliyathanede müzik mi müzak mı çalınmalıdır, yoksa sessizlik en iyi seçenek midir? 

    Kaynaklar

    1. Aydın O’Dwyer P: Opera Kitabı, Akılçelen Kitaplar, Ankara 2015

    2. Aydın O’Dwyer P: Tannhäuser ve Seçimi, Opus, 4, 2012

    3. Aydın P, Oram O, Akman A, Dursun D: The effect of wind instrument playing on intra-ocular pressure. J Glaucoma 2000; 9:322-324. 

    4. http://www.bbc.co.uk/turkish/europe/story/2006/04/060410_muzak.shtml Erişim. 6.4.2019

    0 yorum 123 kez görüldü
    0 FacebookTwitterEmail

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Kabul Devamını oku...